ÜÇ ARKADAŞ MASALINI OKUYALIM
ÜÇ ARKADAŞ
Zamanın birinde bir horoz ile tilki varmış. Horoz bir gün
yüksek bir dala
çıkmış. Bunu uzaktan gözleyen tilki koşa koşa gelmiş. Bunu
duyan horoz, tilkiye:
− Hayırdır tilki
kardeş, beni mi çağırıyorsun, demiş.
Tilki de:
− Evet, seni çağırıyorum
horoz kardeş, demiş.
Bu sözlerin üzerine
horoz daldan inmiş, tilkiyle arkadaş olmuşlar. Beraberce az gitmişler, uz gitmişler, dere tepe düz
gitmişler. Bir de bakmışlar ki bir otlakta
heybetli mi heybetli bir at onları bekliyor. Atı da kendilerine
arkadaş etmişler.
Üç arkadaş altı ay gece, altı ay gündüz gitmişler. Gide gide
bir çobanla
karşılaşmışlar. Çoban; tilki, at ve horozu yan yana görünce
“Bunlarda bir hâl var.” diye
onlara yaklaşmamış. Bir süre sonra çoban koyunları ağıla
kapatmış, uyumuş.
Uyandığında bir de bakmış ki bu üç arkadaş hâlâ bir arada ve
çok eğleniyorlar. Çoban
iyice meraklanmış, bu üç hayvanın bunca farklılığa rağmen
nasıl bu kadar iyi
anlaştığına şaşıp kalmış. Dayanamayıp sormuş:
− Üçünüz burada ne yapıyorsunuz?
Tilki hemen atılmış:
− Biz üç iyi arkadaşız. Aylardır yollardayız ve ne zaman
birimizin bir şeye
ihtiyacı olsa diğeri ona yardım eder. Atın sırtı kaşınsa
horoz üzerine atlar, gagasıyla
onu kaşır. Horoz yorulsa at onu sırtında taşır. Ormandaki en
kestirme yolları da ben
bilirim. Onları gideceğimiz yere en kurnaz planlarla ben
götürürüm, demiş.
Uzun süredir onları izleyen çoban, bu üç arkadaşın
dayanışmasına hayran
kalmış ve onları çiftliğe yerleştirmiş. Çoban anlamış ki tek
başına güçlü olmaktan daha
güçlü bir şey var: O da güçlerini birleştirip birlikten
doğan kuvvetle yükünü azaltmak.
Tilki, horoz, at ve çoban tüm farklılıklarına rağmen o
çiftlikte mutlu bir şekilde
yaşamışlar.
Gökten üç elma düşmüş. Biri bu 3 arkadaşın başına, biri
okuyanın, biri de
arkadaşlarına hep destek olanların başına…

Yorumlar
Yorum Gönder