NİSAN AYI MASALIMIZ: BİT HATUN VE PİRE BEY
BİT HATUN VE PİRE BEY
Evvel zaman
içinde, kalbur saman içinde, develer tellal iken, pireler berber iken, ben
bağda üzüm bekler, derede odun yükler iken… Bir varmış, bir yokmuş. Dünyanın
uzak bir ülkesinde, Bit Hatun ve Pire Bey adında iki arkadaş yaşarmış.Günlerden
bir gün Bit Hatun ve Pire Bey, tahtakurusuna misafirliğe gitmeye karar
vermişler. Bit Hatun ile Pire Bey ırmağın bir kenarında, tahtakurusu ise öbür
kenarında oturuyormuş. Bit Hatun ile Pire Bey yola çıkmışlar, ırmak kıyısına
varmışlar. Pire Bey hop diye geçmiş karşıya. Pire Bey’in bir sıçrayışta karşıya
geçtiğini gören Bit Hatun da şöyle bir gerilip sıçramış karşıya. Sıçradığıyla
da ırmağın sularına kapılması bir olmuş. Çırpına çırpına bağırmış Pire Bey’e.
Kendisini kurtarması için ondan yardım istemiş. Pire Bey ne yapacağını şaşırmış
bir hâlde çalıya koşmuş. Çalıdan çırpı alıp Bit Hatun’a uzatmayı, böylece onu sudan çekerek kurtarmayı düşünmüş.
Pire Bey,
çalıya seslenmiş:
“Çalı, bana
çırpı ver. Bit Hatun suya düştü, onu kurtaracağım.” demiş.
Çalı, Pire
Bey’e:
“Kara
kargaya söyle üzerime konup beni rahatsız etmesin. Karga beni rahatsız etmezse
ben de sana çırpı veririm.” demiş.
Pire Bey
doğruca kargaya gitmiş:
“Karga
kardeş ne olur çalıya konma, sen çalıya konmazsan çalı bana çırpı verecek. O
çırpıyla Bit Hatun’u sudan kurtaracağım.” demiş.
Karganın
karnı açmış ve Pire Bey’e dönerek:
“Ambara
söyle, bana buğday versin. Ambar bana buğday verirse ben de çalıya konmam. Çalı
sana çırpı verir. Böylece sen de arkadaşını kurtarırsın.” demiş.
Pire Bey
durur mu? Bir sıçramış, iki sıçramış ambarın yanına varmış. Ambara seslenmiş:
“Ambar, sen
kargaya buğday ver, o çalıya konmasın. Çalı da bana çırpı verecek. Bit Hatun
suya düştü, onu kurtaracağım.” demiş.
Ambar bu
sırada fareye öfkeliymiş. Pire Bey’e dönerek:
“Arsız
fareye söyle de bana dadanmasın. Fare bana dadanmazsa kargaya buğday veririm.
Karga çalıya konmaz, çalı da sana çırpı verir, sen de çırpıyı arkadaşına uzatır
ve onu kurtarırsın.” demiş.
Bunun
üzerine Pire Bey, fareyi bulmuş:
“Fare
kardeş, ambara dadanma ki ambar bana buğday versin. Ben buğdayı kargaya
vereyim, karga da çalıya konmasın ki çalı bana çırpı versin. Ben de gidip
arkadaşım Bit Hatun’u sudan kurtarayım.” demiş.
Fare korkuyla
kafasını çıkartmış deliğinden:
“Huysuz
kediye söyle beni kovalamasın. Kedi beni kovalamazsa ben de ambara dadanmam.
Ambar kargaya buğday verir. Karga çalıya konmaz. Çalı sana çırpı verir. Sen de
Bit Hatun’u kurtarırsın.” demiş.
Pire bu
sefer kediye gidip yalvarmış:
“Kedi ne
olursun, fareyi kovalayıp korkutma. Sen onu korkutmazsan fare ambara
dadanmayacak. Ambar bana buğday verecek. Ben o buğdayı alıp kargaya
götüreceğim. Karga çalıya konmayacak. Çalıdan çırpı alıp Bit Hatun’u
kurtaracağım.” demiş.
Kedi acımış
mı Pire Bey’in hâline? Acımamış. Pire Bey’e doğru bakarak:“O zaman sen bana bir
parça peynir getir. Peynirle karnımı doyurursam fareyi kovalamam. Fare ambara
dadanmaz. Ambar, kargaya buğday verir. Karga çalıya konmazsa çalı da sana çırpı
verir ve Bit Hatun’u kurtarırsın.” demiş.
Pire Bey,
bakkala gitmiş. Bir parça peynir istemiş. Bakkal da ona “Benim sadık bir
köpeğim var. Sen de onu rahatsız etmez, kaşındırmazsan ben de sana peyniri
veririm.” demiş. Pire Bey söz verince bakkal da ona peyniri vermiş.
Pire Bey,
peyniri getirip koymuş kedinin önüne. Kedi peyniri bir güzel yemiş. Karnı doyan
kedi, fareyi kovalamaktan vazgeçmiş. Bunun üzerine fare de ambara dadanmayınca
ambar da söz verdiği gibi kargaya buğday vermiş. Buğdayı alan karga, çalıya
konmamış bir daha. Çalı da rahata kavuşunca Pire Bey’e çırpıyı vermiş. En
sonunda çırpıyı alan Pire Bey, ırmağa koşmuş. Bir de ne görsün? Pire Bey
çalıdan çırpı alıp yetişene kadar ırmağın suları iyice kabarmış ve Bit Hatun
artık dayanamaz hâle gelmiş. Pire Bey, hiç düşünmeden ırmağın kıyısına yanaşmış
ve elindeki çırpıyı Bit Hatun’a tüm gücüyle uzatmış. Bit Hatun, çırpıya uzanmak
istemiş ancak sular o kadar coşkun akıyormuş ki dalgaya kapılıp gitmekten
korkuyormuş. Pire Bey son kez var gücüyle çırpıyı ırmağın sularına doğru
uzatmış. Bit Hatun da güçlükle zıplayarak çırpının üstüne çıkmış ve sonunda
kurtulmuş.
Onlar ermiş
muradına, darısı sevdikleri için fedakârlık yapan tüm dostların başına.
Yorumlar
Yorum Gönder